Tasarruf Sorunu

Son yıllarda Türkiye’nin finansal piyasalar ile ilgili düzenlemeleri hem yurtiçinde hem de yurtdışında dikkat çekiyor. Gelişmekte olan ülkeler içerisindeki konumumu iyileştiren ancak hala yeterli seviyeye ulaşamayan Türkiye ekonomisi, İstanbul Finans Merkezi Projesi ile birçok düzenlemeyi başlatmıştır. Söz konusu proje için hanehalkının tasarruf bilincini arttırıcı finansal okuryazarlık konusunda girişimler mevcuttur. Dünya Bankası’nın finansal okuryazarlık raporuna göre Türkiye, G20 ülkeleri arasında gelişmiş ulusal stratejiye sahip ülke kategorisindedir. Ancak tasarruf açığı sorunu bu stratejilerin uygulanmasının çok da verimli olmadığını ortaya koymaktadır. Bu nedenle daha reel sonuçların alınabileceği somut adımlar atılmalıdır.

1 Ocak 2013 tarihinden itibaren devlet katkısı teşviki getirilen Bireysel Emeklilik Sistemi, tasarruf açığının azaltılması ve tasarruf bilincinin yerleşmesi için atılan adımlardan biri. 1 Ocak 2013 tarihine kadar 3 milyon 128 bin katılımcı sayısına ulaşan on yıllık bir geçmişi olan sistemde, bu tarihten 27 Eylül 2013 tarihine kadar 3 milyon 872 bin katılımcı sayısı görülmüştür. Uygulama başlamadan önceki yıl büyüme oranı %19 iken, uygulamadan sonraki ilk 9 ay (1 Ocak 2013 tarihine göre) %24’tür. Bu sonuç, devlet katkısının Bireysel Emeklilik Sistemi’ne yaradığını göstermektedir. Tabi, bu katılımcı sayısı yetersizdir ancak ilk dönem için umut verici bir büyüme oranı da ortadadır. Tablonun bir de diğer yüzü var. Nisan-Haziran 2013 döneminde hanehalkından 3 milyon 35 bin kişi 53,6 milyar TL tüketici kredisi ve konut kredisi kullanmıştır. Kredi kullananların sayısı bir önceki yılın aynı dönemine göre %35 oranında artmıştır.

Türkiye’nin çözmesi gereken iktisadi sorunların başında “tasarruf açığı” sorunu gelmektedir. Gelişmekte olan ülkelere baktığımızda Çin’in %50’lerde, Hindistan ve Güney Kore’nin %30’larda tasarruf oranına sahip olmasına karşın Türkiye’de bu oran %13 civarındadır. İç kaynaklardan değil de dış kaynaklardan büyüyen bir ülkenin orta ve uzun vadede yaptığı planlar büyük riskler taşır. Bu nedenle, öncelikli olan oranının arttırılması ve tasarruf bilincinin geliştirilmesidir. Bu süreç, uzun ve sabır ister. Türk toplumunun yüzyıllardır “borçlu bir millet” olma kaderini değiştirmesi kolay değildir. Ancak yapılan düzenlemelerin ve ilerlemelerin kalıcı olması için tasarruf sorunun çözülmesi öncelikli ve elzemdir.

0 cevaplar

Cevapla

Tartışmaya katılmak ister misiniz?
Katkı yapmaktan çekinmeyiniz!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir