İstanbul, Finans Merkezi Olabilir Mi?

Son birkaç yıldır İstanbul’un Finans Merkezi olması ile ilgili birçok çalışma, tartışma ve yorum mevcut. Bu doğrultuda akademik dünya ile sektörün buluşması niteliğinde olan Uluslararası İstanbul Finans Kongresi “İstanbul Finans Merkezi Olma Yolunda Hedefler ve Stratejiler” teması ile 13-14 Haziran 2012 tarihlerinde Okan Üniversitesi Ev sahipliğinde gerçekleştirildi. Kongre programına finansal alanda düzenleyici ve denetleyici olan kamu otoriteleri, akademisyenler ve özel sektör çeşitlilik kattı.

Kongrede en çok dikkatimi çeken konuşmacı HSBC Türkiye CEO’su Martin Spurling, yabancı gözü ile İstanbul’un finans merkezi olma yolunda eksikliklerinin neler olduğunu ve bu süreçte potansiyelleri değerlendirdi. Spurling’in konuşmasından önemli notlar şu şekilde: “İstanbul, Asya ile Avrupa arasında bir köprü olması ve Ortadoğu ile yakın ilişkiler içerisinde olması nedeni ile önemli bir yere sahip. Artık birçok büyük şirket merkezini İstanbul’a taşımak istiyor. Burada potansiyel çok büyük. Ancak, finans merkez olabilmesi için tamamlanması gereken eksiklikler de var. Bu eksikleri üç grupta toplayabiliriz. Birincisi, açıklık: Finans merkezi dendiğinde öyle bir ortam olmalı ki doğal ve rahatlık izlenimi vermeli. Mesela, Londra altyapısı ile tam bir açık finans merkezi. Hongkong aynı şekilde. İstanbul da bu şehirler gibi olmalı. İkincisi, Uluslar arası bakış açısına sahip ama yerel özellikleri olan bir finans merkezi olmak gerekir. Kültürel farklılıklar ile fark yaratılabilir. Türkiye bu konuda oldukça zengin. Üçüncüsü ise uygun ortam yaratılmasıdır. Eğer bir finans merkezi kuruluyorsa insanların burada yaşaması isteniyor demektir. Bunu gerçekleştirebilmek için uygun, modern yapılara, yaşam alanlarına ihtiyaç var. İş ortamının kalitesi için düzenleme, vergileme ve altyapıya yatırım yapmak gerekiyor. Londra, her üçüne birden yatırım yaptı ve şuan dünyanın en önde gelen finans merkezlerinden biri.

İstanbul, son zamanlarda yatırım fonu, menkul kıymet, bankacılık alanında önemli gelişmeler sağladı. Ancak bunların yanında mesela uygun vergi kuralları getirilmesi lazım. Bir diğer konu ise, İngilizce. İstanbul’un finans merkezi olması nedeni ile İngilizce ön plana çıkacak. Londra şuan gençler için çok çekici bir yer. İstanbul’un imkanları çok geniş ama yeterli sayıda yabancı çalışan yok. Sebebini düşündüğümde ise ben İstanbul’a gelmeden önce tarih, kültür, ticaret alanında böyle bir yer olduğunu bilmiyordum. Burası aslında uluslararası finans merkezi olmaya aday ülkelerden biri. Türkiye’nin çok şaşırtıcı satılacak şeyleri var. Benim size önerim; Türkiye’nin potansiyelini insanlara anlatmanız. Sahip olunan potansiyelleri yeterli sayıda insan bilmiyor. Bunu anlatmak şart. “

Ağaoğlu CEO’su Hasan Rahvalı ise, İstanbul’un finans merkezi olma yolunda daha fazla tanıtım yapılması gerektiğinde dikkat çekti. Rahvalı, “İstanbul’un tanıtımı için strateji belirlenmeli, mesela bu projenin bir logosu yok, tanıtım için logo gerekli önemli” ifadelerine yer verdi.

İstanbul’un Finans Merkezi olması yolunda kurumlara düşen görevler başlıklı oturumda ise Sermaye Piyasası Kurulu Başkanı Prof.Dr.Vedat Akgiray’ın konuşmasındaki dikkat çeken noktalar ise şöyle: “İstanbul Finans Merkezi yapılacak bir şey değil öyle olunur. Şekliyle görüntüsüyle finans merkezi olmak istemiyoruz. Biz, finansın işlevinin yapıldığı yer olmak istiyoruz. Biz, İstanbul Finans Merkezi olduk diyoruz ve eksikliklerimizi gidermek istiyoruz.” Akgiray, Sermaye Piyasası açısından yapılan ve yapılacak olan çalışmaların mevcut olduğunu ifade etti. Sermaye Piyasası Kanunu’nun çok eski olduğunu, günün ihtiyaçlarına cevap veremez hale geldiğini söyledi. Bu nedenle yeni kanun hazırladıklarını belirten Akgiray, Kanunun yasama dönemi bitmeden Meclis’ten geçmesini beklediklerini belirtti.

Kongrede edindiğim izlenimler ve İstanbul’u dünyanın büyük finans merkezleri ile kıyasladığımda İstanbul Finans Merkezi projesinin uzun soluklu olduğunu ve yansıtıldığı kadar kolay bir proje olmadığını ifade etmek gerçekçi olacaktır. Proje, ekonomimize katma değer sağlayan bir yapılanma. Ancak, medyaya yansıdığı gibi lüks rezidanslar ve finansal otoritelerini bir yerleşim merkezine toplayarak finans merkezi olunmayacağı açık. Teşvikler, finansal yenilikler ve uyum çalışmaları olumlu gelişmeler. Bundan daha önemli olan ülkemizin yatırım yapılabilir bir ülke olması hususunda çalışmalar yapılması. Finansal alanda yapılacak hukuki ilerlemeler ve de belki de en önemlisi makro ekonomik göstergelerimizin güven veren nitelikte olması bizi finans merkezi haline getirebilir. Bu konuda en önemli kriter, istikrardır. Zira bir yıl %10 büyüyüp diğer yıl %2 küçülen bir ekonominin kalıcı bir yatırım için tercih edilmesi beklenemez. Finans merkezi olma yolunda bir diğer faktör ise Spurling’in dikkat çektiği konu; insan kaynağının bilgi donanımı. İngilizce bilen insan kaynağının ülkemiz için artı sağlayan bir değer olması durumu bir kez daha ortaya çıkıyor. Bu sorunun çözümü ise, şüphesiz eğitimle çözülebilir, ancak maalesef şuan ki eğitim sistemi ile değil!

0 cevaplar

Cevapla

Tartışmaya katılmak ister misiniz?
Katkı yapmaktan çekinmeyiniz!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir