Faiz Lobisi

Finansal piyasaların işleyişinin arkasında “gizemli güçler” olduğu iddiası, son yıllarda ekonomistleri bir hayli düşündürmekte. Çeşitli teoriler, devletlerarası gizli ilişkiler, dünya finans sistemine yön veren büyük kurumların çıkar çatışmalarının olduğu düşüncesi finansal piyasalarda aksiyon yaratmakta. Dünya finans sisteminin büyüklüğü gün geçtikçe artmakta, finansal ürün çeşitliliği öngörülemez boyutlara varmaktadır. Hal böyle olunca, piyasaların aşağı yönlü mü yoksa yukarı yönlü mü hareket edeceğinin tahmini zorlaşıyor. Özellikle sermaye piyasaları yaşanan dalgalanmalar nedeni ile bir nevi “kumar piyasası” düşüncesini gündeme getiriyor. Hangi hareketin nereden geldiği, döviz, altın ve diğer yatırım araçlarının kazandırıp kazandırmayacağı konusunda yapılan tahminler kimi zaman makro ekonomik göstergelerden çok finansal piyasalardaki psikolojik etkenlere dayanıyor.

Ülkemizde bu yıl faizlerin tarihi dip yaptıktan sonra tekrar yükselişe geçmesi, faiz lobisi iddialarını tazeledi. Faiz lobisi basitçe sermayedarların faiz piyasalarını manipüle etmesi olarak tanımlanabilir. Bu düşünceye göre, sermayedarlar ve büyük yatırımcılar gelişmiş ülkelerde bulamadıkları yüksek faiz getirilerini gelişmekte olan ülkelerde aramaktadırlar. Bu nedenle, bu ülkelerde düşüşe geçen faiz ortamını gererek faizlerin tekrar yükselmesine sebep olduğu düşünülmektedir. Faizlerin yükselmesi ise gelişmekte olan ülkenin yatırımlarını kısmakta, istihdamı azaltıp işsizliği arttırmaktadır. Böylece, gelişmekte olan ülkelerin “gelişmiş” hale gelmeleri mümkün olamamaktadır. Tabi burada sadece devletler arası ekonomik çıkarlar değil siyasi çatışmalar da amacına ulaşabilmektedir. Liberalleşmenin yoğunlaştığı son yıllarda finansal piyasalardan kim ne kadar yüksek getiri elde eder yarışı hakim. Bu yarışta ekonomik ve siyasi olarak güçlü olan ülkelerin diğer ülkelere göre daha fazla sözü geçiyor. Çünkü piyasalara, paraya yön veren kararlar ve veriler onlara ait.

Faiz lobisi var mıdır, varsa tespit edilebilir mi?

Yazımın başından beri dikkatle kullandığım ifade, faiz lobisi konusunun “iddia” olmasıdır. Çünkü bu konuda herhangi bir bilimsel çalışma ya da tespit henüz söz konusu değil. Zaten burada mesele, böyle bir lobinin kabul edilmesi değil, tespit edilememesidir. Bazı çevreler, faiz lobisinin varlığına inanmakta, bazıları ise serbest piyasa ortamında faizin dalgalanmasını normal karşılamaktadır. O halde faiz lobisi diye ortaya atılan konu, gelişmekte olan ülkelerin üretime dayanmayan, sıcak para giriş-çıkışı nedeni ile ani finansal hareketliliklerin yaşandığı değişim midir yoksa gizli sermayedar güçlerin “ceplerinin para dolması için” oynadığı bir oyun mu? Zenginin daha zenginleşip fakirin daha da fakirleşmesi faiz lobisine dayandırılabilir mi? Aslında bu soruların cevabının bir önemi olmadığı kanaatindeyim. Çünkü eğer ortada bir faiz lobisi ya da rant sağlayan başka herhangi bir lobi var ise bu lobiye göz yuman ya da destekleyen teknik olarak devletin kendisidir. Burada önemli olan, kimin kaybettiğidir. Kaybeden halk kitleleridir. Kapitalizmin gerçek yüzünü yeni göstermeye başladığı son dönem ile birlikte bu kayıpların başında olduğumuz açıktır. 2008 küresel finans krizinin kapitalizmin ilk cilvesi olduğu ve sistemin henüz gerçek yüzünü göstermediği düşüncesindeyim.

0 cevaplar

Cevapla

Tartışmaya katılmak ister misiniz?
Katkı yapmaktan çekinmeyiniz!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir