Eğitim Sorunları Üzerine…

Finansal piyasaların dünyada kendine prestijli bir yer edinmesi ile başlayan süreç, finansal eğitim alanında da farklı izlenimlere sahne oluyor. II. Dünya savaşından sonra mühendis odaklı eğitime önem veren ülkeler, bu beceri arayışından çabuk vazgeçtiler. Finans işlemlerinden sanal bir dünya yaratarak paradan para kazanma sanatı için “finans mühendisliği” gibi ilginç meslekler gündemimize geldi. Peki bu durumda finans için gerçekten mühendislere gerek var mı? Sosyal bilimcilerin adına sonradan finans denilen, aslında temelinde “iktisat” olan bilimi analiz etmeleri çok mu zor? Burada mesele tabiî ki analiz noktasında değil. Her geçen gün büyüyen, karmaşık türev ürünlerin yazılımının yapıldığı matematiği kuvveti insan kaynağına olan ihtiyaç sebebi ile finans bilen mühendislere olan talep ortaya çıktı ve giderek artıyor.

Türkiye’de maalesef finans sektörüne hitap eden İ.İ.B.F. (İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi) çatısındaki işletme, iktisat, maliye, kamu yönetimi, çalışma ekonomisi ve buna benzer bölümlerden mezun olanların sıkıntısı büyük. Mezunlarının sayısı gün geçtikçe artan, eğitim müfredatının ağırlıkla teoriye dayalı olduğu bu sistemde iş bulma oranı giderek düşüyor. Mezun olduklarında deneyimsiz olduklarından iş bulamayan, iş bulamadıklarından deneyim kazanamayan bu gençlerin handikabı yürek sızlatıyor. Fakülte öğrencileri yetmezmiş gibi meslekyüksekokulu öğrencilerinin de bankacılık, sigortacılık, işletmecilik gibi programlarda okuyup işsiz kalmaları eğitim sisteminin çarpıklığı ile doğrudan bağlantılı. Bu kadar ihtiyaç fazlası mezunun iş arayışı içerisinde olması işverenin keyfi davranmasına neden oluyor, ücret seviyelerini aşağıya çekiyor. Bu noktada devletin eğitim politikasını gözden geçirmesi, öğrencilerin ise bu bölümleri bilinçli seçmesi gerekmektedir.

Ülkemizde nüfusun çalışma alanının büyük bir kısmı fikri, teknik üretim üzerine değil. Tasarlanmış ürün satışı, pazarlama ve satış sonrası hizmetlerin yoğunlukta olduğu işgücü piyasamız bile eğitim sistemimizin matematik ve fenden ne kadar uzak olduğunu görmek zor değil. Faiz hesaplaması yapamayan işletme öğrencisinden mezun olunca beklenilen şey de doğal olarak satış oluyor. Yanlış kişiler yanlış meslekler peşinde koştuğu sürece ne ülkenin uzun dönemde reel kalkınması ne de işgücünün mutlu olabilmesi mümkün. Devlet politikalarının AR-GE’ye ayırdığı bütçe ortada. Ülkemizde fen bilimleri öğrencileri ya tıp okumalı ya da inşaat-makine mühendisi olmalı ki iş bulabilsin. Uzay, uçak, elektronik mühendislerin çoğu finansçı oluyor, biyokimyacıların genetikçilerin ise çoğunluğu yurtdışına gidiyor…İşletme iktisat mezunları ise ya çağrı merkezinde çalışıyor ya da kredi kartı satıyor…Hem öğrencinin, hem ailenin, hem ülkenin, hem öğretmenin enerjisi boşa gidiyor…Zamanımız boşa gidiyor…Artık eğitimde bütüncül ve kapsamlı bir reformun zamanı geldi geçiyor bile…

0 cevaplar

Cevapla

Tartışmaya katılmak ister misiniz?
Katkı yapmaktan çekinmeyiniz!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir