Bankalar Yasal Tefeci Mi?

Teoride bankaların fon piyasasının can damarı olduğu, ülke ekonomisinin önemli bir göstergesi olduğu su götürmez bir gerçek. Ancak, bugün bankacılığın sosyo-ekonomik açıdan değerlendirildiğinde çok da masum olmadığı ortadadır. Muazzam kar rakamlarının açıklandığı gelişmekte olan liberal bir ülkede alt ve orta gelir grubunun bankalara ödedikleri faiz ve borç döngüsü insafsızca ve gün geçtikçe büyümektedir. Liberalleşmenin gelir dağılımını açması ve tüketime iten unsurların zirve yaptığı toplumda asgari ücretlinin tek dayanağı ihtiyaç kredisi ve kredi kartlarıdır. Bu finansal araçlar, yanlış kullanılmakta ve sanki her şey mükemmel izlenimi yaratmaktadır. Ve fakat olmayan paranın harcanması ile borç büyümekte, vatandaş borcu borçla kapatma yoluna gitmektedir. Tabi, maaşların %4 arttığı bir ortamda bu pek mümkün olamamaktadır.

Bankalar, güven odaklı kuruluşlar oldukları ve ekonomide reel-finansal sektörlerin etkileşimini sağlama işlevleri olduğu için aslında özel sermayeli de olsa birer “kamu malı”dır. Diğer bir ifade ile kamunun yararını gözetmesi gereken kuruluşlardır. Devletin, bankaları sadece denetlemesi, düzenlemesi ve gözetmesi ülke için yeterli olmayıp sosyal yapıda meydana gelen yıpranma ve gidişatı da kontrol altına alması uzun vadede önem arz etmektedir.

Özellikle son 10 yıldır, ülkemizde bankacılık sektörü ciddi bir rekabet içerisinde. Her yıl karlarını bir önceki yıldan daha da yüksek tutmaya çalışan, pastadan daha fazla pay almaya çalışan bankaların sayısı yabancı bankaların ilgisi ile artmaktadır. Global finansal krizden sonra faizlerin düşmesi ile birlikte bankalar faiz gelirlerinden istedikleri oranda elde edemedikleri karın acısını diğer finansal hizmetlerden sağladıkları ücret, masraf ve komisyonlardan çıkarmaya çalışmaktadırlar. Tüketiciye kolaylık sağlayan finansal ürünler bir süre sonra kabusa dönüşmektedir.

Son dönemde kiralık kasa ziyaretinden tutun da ATM kullanımına kadar birçok finansal hizmette yok artık dedirten masraflar ortaya çıkmıştır. Tüketici, bankaları aldıkları her hizmetten adaletsiz oranlarda masraf alan fırsatçı bir kuruluş olarak görmektedir. Ancak maalesef tüketiciler mecburiyetten bankalardan yakasını kuramamaktadır. Bankalar, artık neredeyse şubeye girildiğinde ayak bastı parası alacakmış hissiyatı yaratmaktadır.

Hizmet karşılığından ödenen ücret, masraf ve komisyonların son derece adaletsiz ve fırsatçı bir yaklaşım sergilediğine birçok örnek olay gösterilebilir. Örneğin; bir üniversite öğrencisinin hesabında 10 TL olduğunu ve hesabının olduğu bankanın bulunduğu yerde olmaması nedeni ile ortak ATM’den nakit çekmek istediğini varsayalım. Bu durumda, banka 10 TL’nin 3’ünü kesiyor ve öğrenciye 7 TL’ye kalıyor. Bu, tüketiciye sağlanan bir kolaylıktan çok tüketicinin çaresizliğinden faydalanmaktadır. Sadece para çekme gibi bir işlemin %30 oranında bir kesintiye tabi tutulması normal değildir. Buna benzer pek çok örnek de gerek ya yazılı gerekse görsel basında yer almaktadır.

Diğer yandan kredi kartı ücreti, hesap işletim ücreti gibi ücret ve komisyonların iptali için tüketici mahkemesine başvuranların dava sonuçları çelişkilerle dolu. Hakimlerin konu ile ilgili ihtisas sahibi olmamaları, bilirkişilerin banka lehine karar almaları aynı nitelikli iki davanın farklı sonuçlanmasına sebep olmaktadır. Ayrıca, BDDK kamuoyuna yaptığı açıklamada tüketicilerin hizmet aldıkları sözleşmeleri iyi okuyup imzalamaları gerektiği, tahsil edilen ücret, masraf ve komisyonların iptalinin BDDK yetkisinde olmadığını belirtmiştir.

Özetle, tüketici kime başvuracağını şaşırmış durumda. Bankalar artık birer “yasal tefeci” algısı yaratmaktadır. Bu kar iştahının nereye gideceği merak konusu. Yapılması gereken açık: Bankacılığın otoritesi olan BDDK, tüm bankaların uygulamak zorunda olduğu ücret, masraf ve komisyon listesini tüketicinin zararına olmayacak şekilde makul düzeyde ayarlamalıdır. Yoksa BDDK’nın sahip çıkmadığı düzene mahkeme ne yapsın…

3 cevaplar
  1. Elin Karadağ Yavuz says:

    Malesef ki insanlarımız borcun borçla kapatılabileceğini düşünüyorlar ve ileriye dönük maddi yapılandırmaların da bankalardan aldıkları kredi veya kredi kartlarından çektikleri nakit avansları kendi paralarıymış gibi görerek harcama yapmaktadırlar. İşte bu sebeple bankalarda insanların bu körlüklerinden istifade edip üstüne birkaç süslü söz ve reklamlarla ne kadar para satabilirsek o kadar prim alırız hareketiyle günü kurtarma yada kendi çıkarları doğrultusunda davranıyorlar. Fakiri daha fakir zengini ise daha zengin yapıyorlar. Evet bizde de hata var ama bizde günü kurtarmak için çabalıyoruz çünkü bir birikimimiz olmadığı gibi artan borçlara da daha fazla direnemiyoruz. Yaşadığımız ülkede ne doğru ki bankalardan da bunu beklemek doğru bu da tartışılır aslında. BBDK’nın almış olduğu kararlar bence tam uygulanmamakta şöyle ki hani gelire bakılarak insanlara kredi verilecekti şuan tanıdığım kişilerde ya 2-3 adet kredi ya gelirinden fazla kredi veya kredi kartı borcu bulunmakta. Düzenleme yapılacaktı bunlar hep sözde kaldığının bir göstergesi . Evet şu var toplam borcun üzerinden %25 asgari ödeme alınıyor bu düzenleme yapıldı ama soruldu mu sen ne kadar kazanıyorsun da senin limitin şu diye yada bu düzenlemeye gidildi ama senin zaten durumun belli bu rakamları ödeyecek durumda değilsin ona göre bir ödeme planı çıkarılarak insanları mağdur etmeden geri almak bu rakamları bunlar içinde bence bir yasal uygulama yapılmalıydı. Devletim malesef tek taraflı olarak hareket etmekte. Emekli maaşlarının durumları ortada biraz da biz halkını düşünerek bazı uygulamalar getirse daha verimli olmaz mıydı ?

    Cevapla
  2. Merve Bacak says:

    Bankalar yasal tefeci mi? Diye sorduğumuzda ve ayrıntılara baktığımızda sonuç olarak aynı ama bakış açısı olarak farklı bir izlenim ortaya çıkmaktadır. Bir nevi göz yanılması gibi…
    Banka ve tefeci olarak ayırdığımızda banka halktan parayı toplayan ve topladığı parayı şahıs ve şirketlere kredi olarak dağıtan bir kuruluşken, tefeci bunu uygulamamakta ve yasalara aykırı davranmaktadır. Banka fon toplama ve dağıtma yetkisini devletten alırken tefecinin böyle bir yükümlülüğü yoktur. İşte bu durumda banka ve tefeci arasındaki en büyük fark ortaya çıkar. Çünkü tefeci yasadışı para ticareti yapar, banka ise para ticaretini alanen ve resmen yapar. Bu durumda tefecilğin tarifi değişmiş olup aşırı faizle borç para veren kimse yani banka demek olmuştur. :) Tüketicilerde bankalardan aldıkları paranın bir bedeli olduğunun bilincinde olmalı ona göre yaklaşmalıdırlar. Her insan bütçesinin kontrolünü yapabilmeli, harcamalarını yaparken sadece bugün için değil yarını da düşünerek hareket etmelidir. Bankacılıkta ki uygulamaların yasallığı ve devlete bağlı olması tefecilikle olan ayrımı göstermektedir. Her ne kadar arada ki ilişki birbirine çok benzesede tefecilik yasalara aykırı olduğundan, bankalar ise yasalarla ve devlete bağlı hareket etmesiyle tefecilikten ayrılan en büyük özelliğidir. Bu da bankalar yasal tefeci mi sorusunun kendimce cevabı olarak düşünüyorum :) yasal olan hiçbir uygulama tefecilikle adlandırılamaz düşüncesindeyim.

    Saygılarımla

    Cevapla
  3. Engin Çakıcı says:

    Bankalar Yasal Tefeci mi? sorusu çok radikal bir soru gibi görünmesine rağmen bence özellikle 2008 yılında dünyada yaşanan ekonomik kriz ve ülkemizin bu krizden nasıl etkilendiğini gördükten sonra haklı olarak sorulması gereken bir soru olduğunu düşünüyorum.
    Özellikle bu kriz sürecinde bankaların oynadığı rolün büyüklüğü göz önüne alındığında, maalesef bankaların yasal tefeci oldukları konusunda birçok kişi hemfikir.
    Ülkemizin birçok yapısal sorunundan sadece biri olan “elinde olmayan parayı harcatan” kredi kartları, inanılmaz işlem ücretleri, müşteriyi sömürülecek birer varlık olarak gören bankalar için yasal düzenlemelerin ne kadar gerekli olduklarını gösteren bazı örnekler. Ülkede bulunan küçük mevduatları toplayarak ülke ekonomisinde yatırım için kaynak oluşturmak vasıtasıyla çok önemli bir rol oynaması gereken bankalar, ne yazık ki ülkemizde aleni bir şekilde tefeci bir kurum gibi hareket etmekte, paradan para kazanma yoluna gitmektedirler. Bu konuda özellikle bankalar kaynaklı yaşanan ve faturasını tüm insanlarımızın ödediği ekonomik krizin bir benzerinin daha yaşanmaması için bankacılık sektörünün patronu BDDK tarafından yasal sınırlarla çerçevesi çizilmelidir.
    Liberal ekonomilerde ki bankacılık sektörünün de faaliyetleri konusunda (hizmetleri) elde etmek istediği ücretlere maalesef ülkemizin bir başka sorunu olan etik boyutundan bakarak müşteriler tarafından kabul edilebilecek bir düzeyde olması sağlanmalıdır.
    Saygılar…

    Cevapla

Cevapla

Tartışmaya katılmak ister misiniz?
Katkı yapmaktan çekinmeyiniz!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir