Bankacılık Nasıl Bir İş?

Ülkemizde yaklaşık 200 bin banka çalışanı mevcut. Bunların, %27’si kamu bankasında, %49’u özel bankalarda, %21’i yabancı bankalarda ve %3’ü kalkınma- yatırım bankalarında istihdam etmektedir. Eğitim seviyelerine bakıldığında bankacılarımızın %6’sı lisansüstü eğitim mezunu olup %74’ü yükseköğretim mezunu ve %18’i lise mezunudur. Sektörün toplamına bakıldığında kadın erkek dağılımı eşittir. Türüne göre bakıldığında ise, kamu bankalarında erkeklerin daha fazla, özel ve yabancı bankalarda ise kadınların daha fazla istihdam edildiği görülmektedir.

Peki bankacılık nasıl bir meslek? Eski bankacılara bakış değişti mi? Meslek nereye gidiyor? Bankacıların durumundan önce bankacılık işinin karlı bir iş olduğunu bilmeyen yok. Özellikle borçlanma alışkanlığının yüksek, tasarruf açığının çok olduğu ülkemizde kredi faizlerinden ve kredi kartı döngüsünden ne kadar çok kar edildiği biliniyor. Bir sektör yüksek karlılığa sahipse çalışanlarının da bu durumdan istifade etmesi beklenir. Ancak, son yıllarda görülmektedirki bankacılık sektörü çalışanlarının meslekten memnuniyeti düşük.

Bankacılık bölümü hocası olarak ben bankacıları gözlemlerim doğrultusunda kaba tabirle üçe ayırıyorum. İlk grup şube operasyon işlerini yapan ve satış odaklı çalışan kesim. Bu grup eski ve temel bankacılık faaliyetlerini yürüten grup olup aslında bankacılığın en ağır koşullarda yapıldığı gruptur. Tabi bu gruba genel müdürlükte çalışan operasyoncu bankacılar ve memur-uzman yardımcıları da dahildir. Ancak genel müdürlük çalışanlarının bir üst gruba sıçrama imkanının daha geniş olması da yaşanan örneklerle pekişmiştir. İkinci grup ise, daha çok müdür-müdür yardımcısı gibi orta kademe bankacıların yer aldığı grupturki bu grup ilk gruba göre karar alma ve uygulama konusunda yetkinlik kazanmış ve nispeten daha rahat çalışma koşullarına sahiptir. Ancak unutmamak gerekirki yetki arttıkça sorumluluk da artmakta bu da yaratıcılık konusunda daha fazla çabayı gerektirmektedir. Bu nedenle, bu grubun da farklı stres noktaları sözkonusu. Son grup ise, en üst düzey bankacılardır ki bunlar ilk iki gruba göre tamamen farklı çalışma koşullarına sahip. Şöyleki kesin bir çizgi olmamakla birlikte mesai saati açısından daha rahat ve gelir açısından ise çok daha tatmin edici rakamlar mevcut. Hatta bazı bankalarda bu durum hisse, prim gibi yan hakları da içermektedir.

Çalışma koşullarına gelince her sektörde olduğu gibi bankacılıkta da zorlayıcı şartlar mevcut. Ancak tabi bu ağır koşullar bankacılıkta daha fazla olduğu kanaatindeyim. Eskiden bankacılara olan bakış açışı ile günümüzdeki bakış değişmiştir. Özellikle şube personeli için bankacılığın satış baskısı olan, mesai saatleri uzun ve müşteri memnuniyetine dayanan bir iş olduğu açıktır. Buna karşılık bankacıların diğer meslek gruplarına göre mesleki olarak kendini sürekli geliştirebildiği, insan ilişkilerinde farklılığa açık olduğu ve stresle baş etmeyi öğrenebildiği ortadadır.

Mesleğe çok farklı bir açıdan bakacak olursak, finans sektörünün sürekli yenilenen yapısı nedeni ile çalışanlar yeni sertifikasyon çabalarına ve gizli bir rekabetin içine çekilmektedir. Elbette ekonominin lokomotifi olan böyle önemli bir sektörü yürüten kişiler eğitimli, gündemi takip eden ve kendini geliştiren yapıya sahip olmalıdır. Ancak, mesleğin süreklendiği komplike yapı ve çalışanların yoğun rekabet ortamında girdikleri stres ve gerçek bilgiyi ölçmeyen sertifikasyon döngüsü de sektörün acı bir gerçeğidir. Bu sorunların çözümünde elbette düzenleyici kurumların büyük katkısı olacaktır. Ancak özellikle özel bankaların yarattığı rekabet ortamı bankacılığa farklı bir çehre kazandırmıştır. Bu noktada çözüm önerisi olarak bankacılık sektöründe çalışanların doğrudan bağlı olacağı bir meslek odasının olması artık kaçınılmazdır.

Ülkemizde yaklaşık 75 bin avukat var ve hemen hemen her ilde bir baro var iken 185 bin çalışanı olan bankacılığın sadece İstanbulda bile tek bir çatısı mevcut değil. Meslek odasından kasıt bankalar birliği gibi bir birlik değildir. Mesleğin haklarını koruyacak, bankacıların çeşitli etkinliklerle sosyal faaliyet alanı bulabilecekleri, kendi çalıştıkları bankaların verdiği zorunlu eğitimler dışında ücretsiz eğitim ve seminerlere katılabileceği bir birlikten bahsediyorum. Diğer yandan bu birliğin birilerinin rant merkezi haline gelmemiş olması ve sivil toplum kuruluşu işleyişinde olması amacında ve faydalı olacaktır.

0 cevaplar

Cevapla

Tartışmaya katılmak ister misiniz?
Katkı yapmaktan çekinmeyiniz!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir