Ah Altın ne zaman dillerden düşeceksin?

“Altın” değer kavramına anlam veren, bu kavramı en iyi anlatan metadır. Bu yönü ile toplumsal ve sosyolojik önemi de bulunan altın tüm dünyada istisnasız “değerli” olarak görülmektedir. Altını bu kadar değerli yapan birtakım unsurlar var tabii ki. Bunların başında ekonomik değeri bir yana fiziksel anlamda düşünüldüğünde “bozulmaması” önemli bir unsurdur. Gümüş kararabilir, bakır oksitlenebilir, demir paslanabilir ancak altın binlerce yıl toprağın altında beklese de bozulmaz. Şuan dünyanın en büyük altın deposu, New York’ta Manhattan’ın kayalıklı zemininin derinliklerindedir. 39 metre derinlikte, 90 ton ağırlıkta hava geçirmez bir kapının ardında yatmaktadır bu altın madenleri. Diğer bir faktör ise, yaygınlıktır. Tüm dünya tarafından değeri kabul görmüş bir metaldir altın. Nitekim bu nedenle bir zamanlar paranın değeri altına bağlanmıştır. İnsanlar, yüzyıllar boyu altın uğruna suç işlemişler, zalimleşmişlerdir. Buna karşılık, altın insanoğluna şiir yazdırmış, destanımsı benzetmeler de yaptırmıştır. Shakespeare şu şiirinde altını tarif ediyor:

“Bu sarı köle

Bağlar, çözer dinleri; günahkarı kutsar,

Cüzamlıya bile taptırır insanı; alır hırsızı,

Unvan verir, nişan verir, şan verir,

Oturtur senatörlerle yan yana.”

Ekonomik anlamda ise altın, küresel finans krizinden sonraki hızlı yükselişi ile dikkatleri hızla üzerine çekmiş, ilgi odağı olmuş bir madendir. Altına “maden” dememin sebebi, altının ne banknot ne de sanal para oluşudur. Diğer bir ifade ile aslında özü itibari ile altın “bir finansal ürün değildir”. Yatırım anlamında onu bu kadar değerli yapan, finansal yatırım olarak kullanıldığında verdiği “psikolojik algı”dır. Altını kötü günlerin garantisi olarak görmek, ona diğer yatırımlardan farklı anlamlar yüklemektedir.

Özellikle altın talebi yüksek olan Hindistan, Çin, İtalya, Türkiye gibi ülkelerde altına duyulan güvenin neden finansal sisteme olan güvenin üzerinde olduğu merak konusudur. Bu düşüncenin temelinde şu gerçek yatmaktadır: Altın madeni 10–12 bin yıldır insanlık tarafından bilinen, saklanan ve tutkuyla bağlı kalınan bir meta. Oysa insan modern finansal sistem ile tanışalı ortalama 200 yıl olmuştur. Bu süre, Türkiye için gerçek anlamda 1980’lerden sonra başlamaktadır. Yani, 30 yıl gibi çok kısa bir süre. Bu durumda, insanın altını finansal araçlara tercih etmesine şaşırmamak lazım…

Altını finansal sistem içerisine sokan ve ona bu derece güçlü bir değer veren unsurlardan biri de dünya finansal sistemine yön veren Merkez Bankası ve büyük finansal kuruluşların talebidir. Bir anlamda, altın bu kuruluşlar tarafından finansal sistemde tasdik edilen bir yatırım şeklidir. Özellikle rezerv yönetiminde kullanılan bir güç sembolü olan altının mikro halinin bireysel ve kurumsal yatırımcılarda görmekteyiz. Diğer bir ifade ile küçük yatırımcılar büyük finansal kurumları taklit etmektedirler.

Dünyanın en değerli madeni olan altının finansal sistemde çok kısa bir sürede gram altın alım satımı, altın fonları gibi değişik yatırım şekillerinde yer ettiğini görüyoruz. Ancak, hâlihazırda fiziki olarak tutulan altın, diğer ifade ile “yastıkaltı altın”ın ülkemizde oldukça yüksek miktarlarda olduğu tahmin edilmektedir.

Türkiye Sermaye Piyasası Aracı Kuruluşlar Birliği’nin 2011 yılında yatırım tercihi üzerine yaptığı araştırmaya göre, Türkiye’de akla ilk gelen yatırım aracı nedir sorusuna her eğitim seviyesinden katılımcılar ilk sırada (%24 ila %47 arasında) “altın” cevabını vermişlerdir. Altından sonra gayrimenkul ve daha sonra “mevduat” gelmektedir. Kaldı ki, 2011 yılına göre bugün mevduat faizlerinin ne kadar düştüğü ortada. Mevduat diyenlerin çoğunun altın ve gayrimenkule döndüğünü tahmin etmek zor olmasa gerek. Diğer yandan, bu araştırmaya göre, altın “en bilinir” yatırım aracı olarak belirlenmiş. 10.000 TL’niz olsa neye yatırırdınız sorusuna ise, yine %41 ile “Altın” cevabı verilmiş. Bunun nedeni olarak ise, “güvenilir olması” tercihi ilk sırada yer alıyor.

Altın ile ilgili sosyolojik, psikolojik, ekonomik birçok şey yazılabilir. Dünya tarihine damgasını vurmuş liderler, ekonomistler, edebiyatçılar bile “altın” ile ilgili sözler sarf etmişlerdir. İşte bazıları:

  • SSCB’nin eski lideri Vladimir Lenin: “ Dünya ölçeğinde zafere ulaştığımız zaman, altını, dünyanın en büyük kentlerinden bazılarının sokaklarında umumi tuvaletler yapmak için kullanacağımızı düşünüyorum.”
  • Kral Ferdinand: “Altın bütün metaların en değerlisidir, altın hazine demektir ve ona sahip olan bu dünyada tüm ihtiyaçlarını karşılayacak, ruhları araftan kurtarmanın, cennete ulaşmanın araçlarına sahip olacak.
  • Karl Marx: “Altın ve gümüş doğal olarak para olmamasına rağmen, para doğal olarak altın ve gümüştür.”
  • Norm Franz: “Altın kralların, gümüş centilmenlerin, takas köylülerin, kağıt para ise kölelerin parasıdır.”
  • Ernest Hemingway: “Ve Tanrı bütün malların değer ölçümlerine faydalı olsun diye altın ve gümüşü yarattı.”

En Çok Beğendiğim Romanlar

İnsan sadece mesleği ile ilgili kitapları okuduğunda bir süre sonra bilgi körlüğü oluşabilir. Bilgi körlüğü diye bir tanımlama yok, bu tamamen benim yaşadığım bir duyguyu anlatmak için ağzımdan birden çıkıveren bir söz. Tam olarak şunu ifade ediyor; hep aynı konuları çalışmaktan bir süre sonra beyin yoruluyor ve farklı bilgiler de istiyor. Hep aynı noktaya bakmak gibi…Sürekli ekonomi çalışırsam aslında araştırılacak iyi sorulara cevap aramam mümkün olmaz, arada bir beyni de neşelendirmek lazım:)

Buraya size çok beğendiğim romanların ismini yazmak istiyorum; ara ara listeye eklemeler yaparım, dönüp bakmayı unutmayın:) Kitaplardan kopmamanız dileğiyle…

1- Simyacı -Paulo Coelho

2-Talebe- Tara Westover

3-Macellan – Stefan Zweig 

4-İnsan ne ile yaşar? – Tolstoy

5-İnsanın Anlam Arayışı -Viktor E. Frankl

6-Suç ve Ceza -Dostoyevski

7-Satranç – Stefan Zweig 

8-Amok Koşucusu – Stefan Zweig 

9-Dönüşüm – Franz Kafka

10-Yabancı -Albert Camus 

11- Dünün Dünyası – Stefan Zweig

12- Hayvan Çiftliği – George Orwell

13- Veronika Ölmek İstiyor – Paulo Coelho

14- Sefiller – Victor Hugo

15- Fahrenheit 451 – Ray Bradbury

Ekonomi ve Borsa ile ilgili Filmler

Değerli Öğrenciler;

Öğrenme süreci kitapların yanı sıra görsel materyallerle de desteklenmeli. Bu nedenle ekonomi sistemini, piyasaların işleyişini konu alan filmleri de izlemeniz faydanıza olacaktır. İyi seyirler:)

 

Filmin İngilizce Adı Filmin Türkçe Adı Yılı
Wall Street Borsa 1987
Rogue Trader Büyük Kumar 1999
Bolier Room Kazan Dairesi 2000
The Bank Banka: Kelebek Etkisi 2001
The Corporation Şirket 2003
Enron: The Smartest Guy in the Room Enron: Piyasanın Uyanıkları 2005
Zeitgeist: Moving Forward Zeitgeist 2007
Capitalism: A Love Story Kapitalizm (Bir Aşk Hikayesi) 2009
Inside Job İç işler 2010
Wall Street: Money Never Sleep Borsa: Para Asla Uyumaz 2010
The Company Men Şirket Adamları 2010
Too Big To Fail Büyük Başarısızlık 2011
Margin Call Oyunun Sonu 2011
The Wolf of the Wall Street Para Avcısı 2013
The Big Short Büyük Açık 2015
Money Monster Para Tuzağı 2016

 

 

 

E-posta yazarken dikkat etmeniz gerekenler

Size mail yazarken 10 altın kuralı yazayım…

1-Mailinizi yazmaya mutlaka bir selamlaşma ile başlayın. Merhaba, selamlar gibi…

2-Mailinizi iyi bir dilek ile bitirin. İyi çalışmalar gibi.

3-Konu satırına konuyu yazın.

4-Konuya ÖNEMLİ, ACİL şeklinde baskı yaratan ifadeler yazmayın. Hayati bir konu ise telefonla iletişim kurabilirsiniz.

5-Açık ve anlaşılır ifadeler kullanın.

6-Eğer bir dosya paylaşmak için mail atıyorsanız boş mail atmayın.

7-???? yada !!!! gibi işaretler kullanmayın.

8-Cümleyi büyük harfler kullanarak yazmayın. Bu bağırdığınız anlamına gelir.

9-Kızgınken e-posta yazmayın.

10-Göndermeden önce son bir kez mutlaka okuyun.

Okulda hocanız size anlayış gösterir ama iş yerinde bu anlayışı göremezsiniz.

En iyi yatırım aracı hangisidir?

Herkes için geçerli olan, tek tip “en iyi yatırım aracı” diye tanımlanabilecek bir yatırım türü yoktur. Yatırım araçlarının beklenen getirileri, dünyanın ve ülkenin içinde bulunduğu ekonomik duruma göre, yatırımcıların eğilimine göre değişir. Her bireyin yaptığı birikimin hikayesi farklıdır. O nedenle herkese aynı yatırım aracını önermek bireysel yatırımcı için hüsrana neden olabilir. Örneğin iki bireyi ele alalım…

Ali Bey emekli, evi olan sakin, sabırlı ve olgun biridir. Tek yatırım amacı torununun eğitimi için biriktirdiği miktarı değerlendirebilmektir. Fatma Hanım ise henüz 35 yaşında beyaz yakalı bir çalışandır. Çalışmaya başladığından beri 100.000 TL biriktirmiştir. Ev alma hayali olan Fatma Hanım, uygun evi bulana kadar elindeki peşinat miktarını değerlendirmek istemektedir.

Bu iki yatırımcının risk seviyesi, karakter yapısı ve yaşı dolayısıyla hayata bakışı ve dolayısıyla beklediği getiri farklıdır. Bu örnekte sadece iki yatırımcı vardır. Oysa yüzlerce farklı karakter ve yaşam varken herkese aynı yatırım önerisinde bulunmak doğru olmaz görüşündeyim.

Yüksek Riskten Düşük Riske Göre Yatırım Araçları

En bilinen yatırım araçlarını risklerine göre yüksek riskten düşük riske doğru sıraladım. Risk ile beklenen getirinin doğru orantılı olduğunu bilmemiz gerekir. Düşük risk alarak çok kazanmak neredeyse mümkün değil. Yani bu işin matematiğine uymuyor zaten. Bu nedenle hızlı ve kolay para kazanmak her zaman yüksek riskler içerir. Düşük riskte ise daha düşük getiriler mümkündür. Tabiri caizse ne kadar ekmek o kadar köfte:)

Sanal Paralar: Sanal paraların ülkemizde herhangi bir düzenlemesi bulunmadığından en riskli yatırım aracı olarak nitelendirdim. Kripto varlıklar ileride hayatımızı etkileyecek bir teknoloji. Ancak biz bu varlıkları bitcoin olarak gördüğümüz sürece daha çok hüsrana uğrarız. 

Foreks: Foreks piyasaları kaldıraçlı piyasalar olup 5 gün 24 saat açık, her an hızlı hareket eden fiyatlar söz konusu olduğundan yine yüksek risk grubuna aittir. Profesyoneller bile bu piyasalarda zorlanmaktadırlar. 

Döviz: Döviz piyasaları her zaman çok kazandıran piyasalar olarak algılanıyor ancak yukarı ve aşağı yönlü hareketlerin çok sert olduğu piyasalardır.                              

Gayrimenkul: Aslında gayrimenkulün finansal bir yatırım aracı olarak tanımlanması tartışmalı bir konu. Bence bir taşınmaza dayandığı için gayrimenkul bir finansal yatırım değildir. Ancak Türkiye’de gayrimenkul birikimlerin değerlendirildiği bir yatırım şekli. Özellikle emeklilik için kira geliri sağlamak, kiradan kurtulmak ve çocuğunun geleceği için kira alarak bir plan oluşturmak bizim toplumumuzda yaygındır. 

Hisse Senedi: Hisse senetleri piyasası aslında çok yüksek riskli bir yatırım aracı olarak bilinse de temel analiz yapılarak uzun vade tercih edildiğinde orta riskli olarak nitelendirebileceğimiz bir yatırım aracıdır.

Altın: Altın, Türk halkının en sevdiği yatırım araçlarından yine orta riskli bir yatırım aracıdır. Gram altın aldığınızda ons/dolar biriminden çevrildiği için hem dolara hem de altının kendisine yatırım yapmış oluyorsunuz. Altın düşse bile dolar arttığında sert düşüşlere karşı kendinizi koruyabilirsiniz.

BES: Bireysel emeklilik sistemi ülkemizde yanlış anlaşıldı ve fon yönetimi sorunlu. Ancak uzun vadede oldukça mantıklı bir yatırım şekli. Bireysel emekliliği diğer yatırımlar ile karşılaştırmamak gerek. Çünkü yapılan diğer yatırımlar genellikle emekliliğe kadar bozduruluyor, BESin amacı ise sadece yaşlılıkta daha rahat bir hayat için gençken yatırım yapmaktır. 

Yatırım Fonları: Yatırım fonları ne yapacağını bilmeyen bireysel yatırımcı için tasarlanmış, dünyada çok tutan ama ülkemizde pek bilinmeyen ve tercih edilmeyen bir yatırım aracı.

Devlet Tahvili / Hazine Bonosu: Hazine bonosu ve devlet tahvilinin faizi risksiz faiz oranı olarak baz alınır. Çünkü devlet garantisindedir. Ancak özel sektör de bono ve tahvil ihraç edebilmektedir. Onların riski devletin ihraç ettiği bono ve tahvile göre daha yüksektir.

Vadeli Mevduat: Vadeli mevduat ise bilinen en kolay, en düşük riskli yatırım şekillerinden biridir.

Yatırım yaparken dikkat etmeniz gerekenler?

Yatırım kişiye özel olmalıdır. Tıpkı diyet listesi gibi… Herkesin birikim yapma amacı, miktarı ve süresi farklıdır. Kendinizi başkaları ile kıyaslamayın. Sizin için 10.000 TL önemli iken başkası için bu derece önemli olmayabilir.

Komşunuzdan ya da akrabanızdan duyduğunuz yatırım tavsiyesini kendinize uygulamanız hüsranla sonuçlanabilir. Finansal piyasalar bazen o kadar oynaktır ki profesyonel yatırımcılar bile bu dalgalardan nasibini alır.

Kısa sürede para kazanmak diye bir şey yoktur. Şans eseri binlerce kişi arasından bir kişi böyle bir imkân sağladıysa piyasada sanki herkes kazanıyormuş gibi dedikodu yayılır. Unutmayın para kazanmak bu kadar kolay olsaydı size bu hikayeleri anlatan kişiler çok zengin olurdu. Ülkemizde Çiftlikbank, Banker olayları gibi dolandırıcılıklar sürekli olmuştur. Bundan sonra da yüksek ihtimal böyle vaatlerde bulunanlar çıkacaktır. Emekleriniz için, sevdikleriniz için bu tür girişimlerden uzak durun.

Yatırım yaparken şu sorulara cevap vermeniz iyi olur.

  • Yatırımınızın amacı: Ev ya da araba almak mı? Tatil mi, düğün mü?
  • Yatırımınızın süresi: 10 yıl, 5 yıl, 1 yıl, 6 ay…
  • Yatırımınızın riski: Yüksek risk, orta risk, düşük risk…
  • Yatırımınızın beklenen getirisi: Enflasyon oranında, enflasyon üzerinde vb.

Yeni Başlayanlar için Ekonomi ve Finans Kitapları

Değerli okuyucular,

Ülkemizde son zamanlarda sosyal medyanın da etkisiyle ekonomist ve finansçı olmayan kişilerin bu alanlardaki bilgiye olan merakı arttı. Özellikle yatırım yapmak isteyen ve ekonomiyi anlamaya çalışan kişilerin sadece haberleri takip ederek ya da uzmanları dinleyerek ekonomiyi anlaması çok sağlıklı bir yaklaşım değil. Bu nedenle bu kitlenin teknik terimlere boğulmadan basit dille yazılmış, hatta belki eğlenceli kitapları okumaları oldukça faydalıdır. Beni takip edenler bilirler, sürekli kitap paylaşımı yapıyorum ama bunları bir araya getirmem, derli toplu bir liste oluşturmam hasıl oldu.

Şimdi sizlere bir liste sunuyorum. Buradaki listeler sürekli güncellenecektir. O nedenle ara ara kontrol etmeniz faydanıza olabilir.

  1. Kolay Ekonomi – Mahfi Eğilmez:  Temel ekonomik terimlerin basit dille anlatıldığı ekonomiye giriş kitabı olarak bu kaynağı mutlaka okumanızı tavsiye ederim.
  2. Para Harekâtı – Yaşar Erdinç: Özellikle yatırımcı psikolojisi ile ilgilenenlere önerimdir. Kitabın internette pdf formatı var, edinip okuyabilirsiniz.
  3. Boşa Gitmesin – Orhan Erdem: Beynimizin oynadığı oyunların önyargılarımızın hayatımızı nasıl etkilediğine şahit olacaksınız.
  4. Akıldışı ama Öngörülebilir – Dan Ariely : Davranışsal ekonomi ile ilgilenenlere sürükleyici bir kitap.
  5. Akıldışının Mantığı – Dan Ariely: Davranışsal ekonomi ile ilgilenenlere sürükleyici bir kitap.
  6. Zengin Baba Yoksul Baba – Robert Kyosaki: Bir çocuğun ekonomiye zıt yaklaşan biyolojik ve manevi babasını gözlemlemesi ile ortaya çıkan hayat felsefesi
  7. Görünmeyen Ekonomist – Tim Harford: İnsan hayatında ekonominin gücünü örneklerle sergiliyor.
  8. Kızımla Ekonomi Sohbetleri – Yanis Varoufakis: Yazar kızına mektup yazarak ekonomi ile ilgili konuları açıklıyor. 
  9. Görünmez Kalp – Russell D. Roberts: Liberal ve sosyalist yaklaşımla hayattan karakterleri konuşturarak ekonominin temeline iniyor.
  10. Ekonomistlerle Sohbetler – Aysel Gündoğdu: 16 farklı ekonomist ile çok sayıda konunun sohbet eder gibi yazıldığı sürükleyici bir kitap.
  11. Üretme Tüket – Ali Ekber Yıldırım: Türkiye’de tarımın geldiği noktayı, tarımsal sorunları oldukça iyi işleyen bir kitap
  12. Para – Dursun Ali Yaz: Özellikle tarih meraklılarının beğeneceği, paranın serüveninin detaylıca incelendiği bir kitap
  13. Babilin En Zengin Adamı – George Clason: Babilde yaşayan zengin bir tüccarın yedi öğüdünü anlatıyor.
  14. Sorularla Akıllı Yatırımcının Rehberi – Aysel Gündoğdu: Yatırımcının aklındaki sorulara sohbet dilinde cevap veren, dili sade anlatımı akıcı bir başlangıç kitabı.
  15. Ekonomi Kitabı – James Meadway : M.Ö. Günümüze kadar gelen ekonomi kavram ve teorilerini sadece bir dil ile anlatan kapsamlı bir kitap.

Ne kadar kazandığınız önemlidir. Ancak ne kadar harcadığınız ondan daha önemlidir.

Çevrenizde terfi aldım ama maaş yine yetmiyor diyen insanlar olabilir. İnsanlar terfi aldıkları ya da maaşları önemli oranda arttığı zaman giderlerini de birdenbire arttırırlar.
Örneğin oturduğu semti değiştiren, arabasının modelini değiştiren biri maaşı artsa da birikim yapamaz. Buradaki anahtar çözüm; Artan maaş farkının en azından yarısını sanki o terfiyi hiç almamış gibi biriktirmektir.

İşyerinde terfi aldınız ve maaşınız 4000 TL’den 6000 TL çıktı. Maaşınızda 2000 TL zam var. Sanki maaşınız aslında 5000 TL’ye yükselmiş gibi her ay 1000 TL arttırabilirsiniz. Böyle başlarsanız birikim yapmak kolaylaşır. Düşünsenize aslında işyeriniz gerçekten size 1000 TL zam da yapmış olabilirdi.

Tatilinizi bütçenize göre seçin.

Tüm yıl yoruluyoruz, tatil yapmak herkesin hakkı. Ancak son yıllarda tatil deyince aklımıza genellikle her şey dahil açık büfeli oteller geliyor. Tatilinizi bütçenize göre ayarlayın. Sosyal medyadan insanların paylaşımlarını görüp de “Ben de burada tatil yapmalıyım, benim neyim eksik?” diyerek borçlanıp tatile gitmeyin.
Herkesin bütçesi farklıdır. Ayrıca lüks yerlere gidenlerin bütçesini zorlayıp gitmediğini nereden bilebiliriz? Belki kış aylarında çok zorlanıyor, belki pişman oluyordur. Gösteriş için yapılan şeylerden uzak durun. Yazın yaptığınız hesapta olmayan harcamalar tüm yıl bütçenizi zorlayabilir. Tatil demek dinlenmek demektir. Sizi dinlendirecek yerleri, etkinlikleri keşfedin. Daha ekonomik ve huzurlu bir tatil için birçok alternatif olduğunu unutmayın.

Bütçenize etki eden gizli çevre: Arkadaşlarınız

Arkadaş çevreniz yaşam tarzınıza göre değilse onlara ayak uydurmak için bütçenizde ciddi açıklar meydana gelebilir. Ortalama bir bütçeye sahip biri olduğunuzu düşünelim. Çok zengin biri ile arkadaş olduğunuzda bir süre sonra bu durum sizi rahatsız etmeye başlar. Bütçenize uygun etkinlikler yapmakta zorlanır, sırf arkadaşlarınıza uyum sağlamak için giyiminizden yiyeceğinize kadar çok sayıda harcamayı borçlanarak yapmak zorunda kalabilirsiniz. Kitap okumayı seviyorsanız kitap okuyan dostlarınız sizi daha mutlu edecektir. Ortak noktalarınızın olduğu ve hayata aynı çerçeveden baktığınız insanlar ile daha kolay bir bütçe yönetebilirsiniz.

Araba alırken neleri gözden kaçırıyoruz?

Toplumumuzda araba sahibi olmak bir güç, itibar gösterisi olarak nitelendiriliyor.

Araba satın alırken kullanma amacınızı düşünerek karar verin. Örneğin sadece şehir içinde genellikle yolcusu kendiniz olacağınız bir ulaşım amacı için motor gücü yüksek bir araç almak yerine park etmesi kolay, daha küçük motorlu bir araç tercih edebilirsiniz. Böylelikle vergisi ve masrafları da daha az olur. Sırf gösteriş için kredi çekerek bütçenizin çok üzerinde bir araç almak uzun vadede sizi yıpratabilir. Eğer koleksiyoner değilseniz alacağınız aracın daha sonra kolay satılabilir bir marka ve model olmasına dikkat etmeniz ikinci el piyasasında işinizi kolaylaştırır.

Ev alırken bunları göz önünde bulundurun!

Türk toplumunda “ev” demek sadece barındığın yer anlamına gelmez. Ev yaşamdır, anılardır, geçmiştir, gelecektir. Yani eve yüklediğimiz anlam bir yatırımdan çok daha fazlasıdır. Bizde “baba evi” diye bir kavram vardır. Evlerimiz betonarme olsa da onlara farklı yaklaşırız. Bu nedenle, ev almak hayatımızda büyük bir dönüm noktasıdır.

Kira ödemeyen, evi olan kişinin hayatı biraz daha garanti altındadır. İşsiz kalması durumunda en azından ev kirasını ödemek zorunda kalmayacaktır. Özellikle oturmak için ev aldığımız zaman sadece evin iç ve dış özelliklerine değil bulunduğu semt, deprem bölgesi ise ne durumda olduğu, merkezi olup olmadığı gibi durumları da göz önünde bulundurmak faydalı olabilir. “Ev alma komşu al” diyen Atalarımız defalarca bu sözü teyit eden tecrübeler yaşamışlar. Dolayısıyla muhite de dikkat etmek gerekir.

Yatırımlık ev bakılıyorsa değerlenmiş semtlerden ziyade henüz yeni yerleşimi olan yerlerin tercih edilmesi ileride yaptığınız gayrimenkul yatırımının daha da değerlenmesini sağlayabilir. Alacağınız evin farklı masrafları olup olmadığına bakın. Tadilat gerektiren durumlar beklenmedik masraflar çıkarabilir. Bazı semtlerde apartman ya da site aidatları yüksek olabilir. Aidatları ve neleri içerdiğini mutlaka öğreniniz.

Evlilikte Bütçe Dengesi

Evlilik, insan hayatının en önemli kararlarından biridir. İki farklı ailede büyümüş kişinin hayatını birleştirmesi ve yeni bir aile kurması çiftlerin yeni ortak kararlar almalarını gerektirir. Çiftlerin birbirinden sakladığı finansal durumlar ailede sorunlara sebep olabilir. Her zaman şeffaf olmakta fayda vardır.

Çiftler evlenmeden önce aile bütçeleri konusunda konuşmalıdır. Şu sorulara cevap vermeleri sağlıklı bir ailenin kurulmasında önemlidir.

o Ailede ortak bir bütçe mi yapılacak yoksa giderler mi paylaşılacak?

o Birikim konusunda nasıl bir yol izlenecek?

o Çiftlerin bakmakla yükümlü olduğu birileri var mı?

o Çiftlerin geçmişten gelen borçları var mı?

o Çiftler geçmişte birisine kefil oldu mu?

Evlendikten sonra ise önemli kararlardan biri de çocuk sahibi olmaktır. Çiftler çocuk sahibi olmayı düşünüp düşünmediklerini konuşmalıdırlar. Çocuk büyütmek, en önemli giderlerden biridir. O nedenle çiftlerin öncesinde bütçelerinin bu döneme hazır olup olmadığını konuşmaları faydalıdır. Çocuğunuzun yaşı ilerledikçe masraflarının artacağını unutmayın.

Sevgilime ne alsam?

Yine bir sevgililer günü geldi çattı, sevgilisi olmayanlar için ayrı bir dert olanlar için ayrı bir dert 14 şubat…Acaba ne alsam?

Elbette size sevgilinize ne alacağınızı söylemeyeceğim, sadece dikkat çekmek için bu başlığı attım😊

Benim dikkat çekmek istediğim konu tamamen duygusal aslında…Yani cepteki duygusalımız…Ne alırsanız alın aldığınız hediyenin size sandığınız daha doğrusu sevgilinizin sandığı kadar mutluluk vermeyeceğini bilin…Çünkü sevgi madde ile sağlanıyorsa o duygu sevgiden ziyade başka bir şey oluyor.

Anlık mutluluklar için uzun süreli borcu boynunuza takmayın. Eğer illaki bir şey alacaksanız, ihtiyacı olan bir şey alın. Sevdiğiniz hem onu ne kadar tanıdığınızı bilir hem de onun bütçesine de katkısı olur. Ha evli misiniz o zaman ihtiyacınızı bugüne denk getirip hediye muamelesi yapın😊

Sadece sevgililer günü için değil her özel için bunu yapabilirsiniz. Doğum günü, evlilik yıldönümü, tanışma yıldönümü, sevgililer günü, anneler günü, babalar günü…offf!

Bitmez bu özel günler…Neredeyse her ay bütçede bir kalem…

Aslında sadece hediyeler için değil kendimiz için de aynı şeyi yapıyoruz. Çok mutluyum bunu hak ettim şu bluzu almalıyım, depresyondayım şu ayakkabıyı alayım…Almadan önce kendimize şu soruyu soralım…

İstek mi ihtiyaç mı?

  • Eğer kışlık bir montunuz yok ise alacağınız mont bir ihtiyaçtır.
  • Bir ya da iki montunuz olmasına rağmen değişik renk ve modellerde başka montlar da almak istiyorsanız bu istektir.

Alışverişe çıktınız ve bir kazağın 700 TL’den 200 TL’ye indiğini gördünüz. Çok iyi bir indirim olduğunu düşünerek kazağı aldınız. Eve geldiğinizde benzer renkte başka kazaklarınızın olduğunun farkına vardınız. İşte pazarlama hileleri bize gereksiz alışveriş yaptırmaktadır.

Özellikle giyim alışverişinde şu soruları sormadan geçmeyelim.

  • Bu ürüne gerçekten ihtiyacım var mı?
  • Bu giysiyi ya da ayakkabıyı kaç değişik şekilde giyebilirim?
  • İnternet alışverişinden bu ürünü daha uygun fiyata bulabilir miyim?

10 saniye kuralı

Alışverişe çıktığınızda “çılgın bir indirim”e rastlayabilirsiniz. Hesapta olmayan alışverişlerinizde derin nefes alıp 10 saniye düşünün. Bu alışverişe gerçekten ihtiyacım var mı diye kendinize sorun.

Evinizde olan, sadece renginden dolayı satın almak istediğiniz şeyleri bir kez daha düşünün. Örneğin kırmızı bir ayakkabı siyah bir ayakkabı kadar çok giyilmez. Bu kırmızı ayakkabıyı hangi kıyafetlerle tamamlayabilirim sorusunda cevabınız belirsiz ise o ayakkabıcıdan hızla uzaklaşın. Alacağınız ürün iyi bir marka olabilir, iyi bir indirim olabilir ama kullanmayacaksanız bu alışveriş mantıklı değildir.

Gençken akan suyun kıymetini bilin!

Tasarruf Üzerine -2-

Tasarruf Ediyor muyuz?

Dünya eskisine göre daha zengin…buna karşın zengin ile fakir arasındaki uçurum daha da açılıyor. Artık ticaret pastasından daha az pay alan, ekonomik konjonktürden çok etkilenen gelişmekte olan ülkelerin tasarruf konusunda daha dikkatli olması gerekiyor. Özellikle yaşanan ekonomik şoklarda, krizlerde bireylerin daha dayanıklı finansal durumda olmaları yaşanan olumsuz etkileri azaltabilir.

Dünyada tasarruf oranlarına bakıldığında durumumuzun pek de parlak olmadığı görülüyor.  Yaklaşık 30 yıldır ülkemizin tasarruf oranı %26’nın üzerine çıkmamış.  Diğer ülkere bakıldığında Katar, Singapur ve Çin’in %40’ın üzerinde tasarruflarına sahip olmaları dikkat çekiyor. Diğer yandan ABD’nin %19, İngiltere’nin %13 ile bizden geride olması da ilginç. Tabi bu ülkelerin gelişmiş olduğunu unutmayalım, kişi başına düşen milli gelirleri bizden oldukça fazla. Bu nedenle tasarruf oranını istikrarlı bir şekilde arttırmanın ülkemizin faydasına olacağı tartışılmaz bir durumdur.

İç kaynaklardan değil de dış kaynaklardan büyüyen bir ülkenin orta ve uzun vadede yaptığı planlar büyük riskler taşır. Bu nedenle, öncelikli olan tasarruf oranının arttırılması ve tasarruf bilincinin geliştirilmesidir. Bu süreç, uzundur ve sabır ister.

Türk toplumunun yüzyıllardır “borçlu bir millet” olma kaderini değiştirmesi kolay değildir. Ancak yapılan düzenlemelerin ve ilerlemelerin kalıcı olması için tasarruf sorunun çözülmesi öncelikli ve elzemdir.

Tasarruf oranımız neden düşük?

Tasarruf yapmakta zorlanan bir ülkeyiz. Tabii bu durumun hane halkının elinde olmayan bazı sebeplerden kaynaklandığını da kabul etmek lazım.

En önemli sebeplerden biri ücretler genel seviyesinin düşüklüğü…yani halk giderlerini karşılayamıyor. İnsanlar yatırım yapması gerektiğini, enflasyona karşı birikimini koruması gerektiğini biliyor ancak uygulamada finansal tutum ve davranış tarafı zayıf kalıyor. Alım gücünün enflasyon sebebi ile düşmesi de eklenince durum daha da zorlaşıyor.

Bir diğer sebep ise gelişmekte olan ve büyümeye odaklanmış bir ülke olan Türkiye’de tüketimin fazla olmasıdır. Kapitalist sistemin doğasında olan tüketim çılgınlığı ve bireylerin borçlanmasının kolaylaştırılması tasarruf edemememize sebep olan etkenlerdendir. Tüketim çılgınlığı, neoliberal (serbestleşme) akımının bizim gibi ülkelere verdiği bir sınav gibi adeta, daha fazla tüket ki daha çok büyüyesin…modaya uy, dışarıda yemek ye, telefonunu 6 ayda bir değiştir, en iyi arabaya sen bin…çünkü sen özelsin ve bu dünyaya bir kez geldin…TV’yi açın tüm reklamlar bu fikir üzerine kuruludur…Türkiye’de 1980’lerden sonra çok şey değişti. Harcamalar, beklentiler de bu değişimden nasibini aldı. Eskiden insanlar önce biriktirir daha sonra satın almak istediği malı, hizmeti alırdı. Ancak günümüzde insanlar satın almak için beklemiyor.

Tasarruf etmek için hayatımızda neleri gözden geçirmeliyiz?

İster sabit yani düzenli gelirli isterse düzensiz gelirli bireyler olalım tüketim konusunda dikkat etmemiz gereken bazı konular var. Öncelikle gelirimize uygun bir yaşam tarzı belirlemek ile başlayabiliriz. Çevrenizde yaşam standardı sizden yüksek olan kişiler mutlaka olacaktır. Buna karşın bu kişilerin çok mutlu olduğunu da söyleyemeyiz.

Araştırmalar gösteriyor ki alışılmış yüksek yaşam standardı bir süre sonra kişiye normal geldiği için mutluluk vermiyor. Aksine gelir kaybına uğradığında daha çok acı veriyor. Bu nedenle eğer çok büyük bir servetin sahibi değilsek bütçemizi kontrol altında tutmayı bilmek yarın için yapılabilecek önemli bir yatırımdır.

Tasarrufta vazgeçilmez bir unsur: Bütçe Planı

Maaşınız yeni yattı:) İlk önce ne yapıyorsunuz? Bütçe planınız var mı?

Tüm borçlarınızı ödeyip kalanını ihtiyacınız oldukça ATM’den mi çekiyorsunuz? Bu şekilde tasarruf edebildiniz mi? Hayır dediğinizi duyar gibiyim. Çünkü tasarruf yapılacaksa bunu giderlerden sonra artan para ile yapmak tasarrufta yapılan yanlışlardandır.

Tasarruf yapmak için ön koşul; gelirlerinizin giderlerinizden fazla olmasıdır. Asgari koşullarda bir yaşam sürüyorsanız buna diyecek bir sözüm yok. Türkiye’de ücretler genel seviyesi düşük, kabul ediyorum. Üstelik 10 yılı aşkın süredir dizginlenen enflasyon yeniden hortladı…Bu durumda özellikle büyükşehirlerde yaşamın ne denli pahalı olduğunu en çok halk biliyor, bu pahalılığı derinden yaşıyor…

Az ya da çok fark etmez tasarruf etmek bir yaşam biçimidir. Hayatınıza bu alışkanlığı getirdiğinizde farkı göreceksiniz. Bunun için önce bir bütçe planı oluşturmak şart. Yani gelirlerinizi ve giderlerinizi not almadan olmaz.

  • İsterseniz küçük bir deftere,
  • İsterseniz bilgisayarda bir Excel programına,
  • Ya da son zamanlarda akıllı telefonlarda da bütçeniz için planlanmış ücretsiz uygulamalar da var. Bunlara da bakmanız iyi olur.

Bütçe yaparken bazı noktalara dikkat etmek gerekiyor.

Bütçeniz gerçekçi olmalı. Çok tasarruf etmek için kısıtlı bütçe oluşturmak uzun vadede bütçe planınızı bozmanıza sebep olabilir. Önce sabit giderler ödenmeli. Kira, fatura gibi. Sonra tasarrufunuzu ayırın. Kalan tutarı en son değişken giderleriniz için kullanın. Önce harcamalarınızı yapar, sonra tasarruf ederseniz çok zorlanırsınız. Bütçe iki taraflı bir dengedir. Sadece giderleri kısmayı değil gelirinizi arttırmayı da düşünün. Özellikle sabit gelirlilerde bütçe aylık oluşturulmalı.

Tasarruf ne zaman ayrılır?

Ünlü yatırımcı Warren Buffet’in tasarruf ilkesine göre; tasarruf harcamalardan önce ayrılır.

Yapılan araştırmalar ülkemizde bireylerin yarısından fazlasının önce harcamaları yaptığını sonra kalırsa tasarruf ayırdığını gösteriyor. Günümüz yaşam şartlarında kalırsa tasarruf ederim mantığı ile birikim yapmak neredeyse imkânsız. Çünkü ay sonuna kadar mutlaka bir harcama çıkacaktır. Özellikle bayramlarda ve özel günlerde bütçemiz dengesini şaşabilir. Bu nedenle bu tür aylar için diğer aylara göre daha esnek bir bütçe oluşturmanız iyi olur.

İşsiz kalma durumuna karşı hazırlıklı olmak gerekir. İnsanlar hangi gelir ve eğitim seviyesinde olursa olsunlar hayatlarının bir döneminde işsiz kalabilirler. Bu bazen işyerinin kararıdır, bazen de çalışanın. İşsizlik durumuna karşı en az 6 ay bütçenizde sıkıntı yaşamadan yaşamınızı sürdürebileceğiniz birikim geleceğe dair finansal korkularınızı azaltabilir.

Tasarruf Üzerine -1-

En bilinen anlamı ile tasarruf; para biriktirme anlamına gelir. Tasarruf aslında bir alışkanlıktır. Önemli olan tasarruf ettiğiniz miktar değil tasarruf etmiş olmanızdır.

Mesela her yıl maaşınıza gelen zammı, sanki hiç zam almamış gibi biriktirmek tasarruf etmenin yollarından biridir. Böylelikle bütçenizde hem ciddi bir değişim olmaz hem de tasarrufu bir yaşam şekline dönüştürmüş olursunuz. Elbette enflasyon diye bir gerçek var. Fiyat artışları bütçemizi etkiliyor. Ancak düşük bütçede gelir artmıyorsa bahsettiğim bu yöntem kısmen rahatlatıcı olabilir. Önemli olan tasarruf yapmaya alışmaktır. Yine de asgari ücretliye diyecek lafım yok, benim kastettiğim daha çok orta direk…

Küçük miktarlarda da olsa düzenli birikim yapmanın mucizevi bir gücü vardır. Her ay 200 TL biriktirdiğinizi düşünün. Bir yıl sonra 2400 TL olacaktır.

Tasarruflu olmak ile cimri olmak arasında ciddi bir fark var. Tasarruflu olmak, yaşamınızı sürdürmek için gerekli olan harcamaları yapıp istek ve ihtiyaçları ayırt ederek bütçenizden arttırmanızı ifade eder. Evde 5 çift ayakkabınız varken 6. ayakkabıyı almamak tasarruflu olmaktır. Oysa cimrilik yaşamı sürdürmek için gerekli olan ihtiyaçları dahi almamaktır. Sadece bir çift eskimiş ayakkabısı olan birinin para harcamamak için yeni bir ayakkabı almaması cimriliktir.

Neden tasarruf etmeliyiz?

İnsan parayı üç amaçla kullanır.

  • Parayı değişim aracı olarak kullanırız. Örneğin marketten 10 yumurta alıp 5 TL verdiğimizde para burada bir değişim aracıdır. Paranın icadından önce insanlar takas sistemi ile alışveriş yapıyorlardı. Örneğin; 10 yumurta almak için 2 kilo elma veriyorlardı. Takas sisteminin değer ölçümü çok zordu. Para, bu sorunu ortadan kaldırdı.
  • Parayı tasarruf aracı olarak değerlendiririz. İnsanoğlu paranın icadından beri çeşitli sebeplerle tasarruf etmeye ihtiyaç duymuştur. Beklenmedik olaylar karşısında önlem almak için, ulaşılmak istenen parasal bir hedef için (ev ya da araba alma gibi) günlük ihtiyaçlarımızdan arttırdığımız tutarları biriktiririz.
  • Parayı spekülatif amaçlı kullanırız. Her insan böyle bir hedef belirlemese de serbest piyasa ortamında kelepir dediğimiz ucuza mal edilen yatırım imkanları için de para tutan bir kesim mevcuttur. Bu amaç tasarruftan farklıdır. Genellikle olağanüstü durumlar için belirli bir tutar ayıran orta ve üst gelir grubundaki insanlar spekülatif amaçlı para ayırırlar.

Bu üç maddeden birincisi yani günlük ihtiyaçlarımızı karşıladığımız paranın değişim aracı olma özelliği artık tüm insanların hedefidir. Spekülasyon amacı daha az sayıda insana hitap eder. Ancak tasarruf yapmak giderek önemi artan bir durumdur. İnsanlar olağanüstü durumlar için ve geleceğe dair hayalleri için birikim yapmayı tercih ediyorlar. Herkesin bir hayali var. Bazıları eğitim amacıyla, bazıları kiradan kurtulmak için, kimileri ise araba almak için tasarruf ediyor.

Nasıl tasarruf edebiliriz?

Günümüz şartlarında tasarruf etmek kolay değil. Ücretler genel seviyesi düşük ve enflasyon sorunumuz var. Ancak ileriki yıllarda bu şartların iyileşeceği ya da daha kötüye gideceği belli değil. Bu nedenle bireysel olarak bizim tasarruf etmemiz artık bir zorunluluk halini aldı.

Tasarruf etmenin en iyi yolu; bir hedef belirlemektir. İnsan beyni bir hedef belirlediği zaman motivasyonu artar. İnsan, genellikle hedef belirlemeden yaptığı tasarrufta eğer bütçesinden artarsa biriktirir.

İnsanın bir hedefi olmadığı zaman en ufak plan değişikliğinde ayırdığı tasarruftan harcama yapabilir. Tam aksine hedefiniz olduğunda örneğin bir araba alma hayaliniz varsa tasarruf ederken arabayı hayal ederiz, rengini, modelini, gezmek istediğimiz yerleri, tatilleri düşünür harcamaktan vazgeçeriz.

Hedef belirlemek insan için zor bir konu değil. Çünkü herkesin bir hayali var. Bulunduğunuz yaş grubuna göre, cinsiyetinize, medeni durumunuza göre hedefleriniz değişebilir. Üniversiteden yeni mezun bir genç yabancı dilini geliştirmek için yurt dışına gitmek ister, yeni evli bir çift ev ya da araba sahibi olmak ister.

Zor olan bu hedefe uymak. Tasarruf etmek psikolojik olarak eskisine göre daha zor. Eskiden ürün çeşidi azdı. AVM yoktu, reklamlar bu denli uyarıcı değildi, en önemlisi sosyal medya yoktu. Şimdi her yerde telefonunuza indirim mesajları geliyor, çok çeşitli ürünler ortaya çıkıyor. İnsanın kendini tutup tasarruf etmesi zorlaşıyor.

Unutmamak gerekiyor ki yaşlandıkça emeklilik dönemine yaklaşıyoruz. Yaptığımız mesleklerin çoğunda belirli bir yaştan sonra verim düşüyor. Bu nedenle su akarken testimizi doldurmamız gerekiyor.

  • Tasarruf hedefine ulaşmak için kısa ve uzun vadeli hedefler belirleyin…
  • Kısa vadeli hedefler: 2020’de 10.000 TL tasarruf edeceğim.
  • Uzun vadeli hedefler: 40 yaşıma kadar (30 yaşında biri için) bir ev sahibi olacağım.

Herkesin büyüdüğü aile yapısı, çevresi, eğitimi, değerleri farklıdır. Dolayısıyla hedeflerimiz da farklı. Başkalarının hedeflerini benimsemeyin.